"Üniversitenin Yeni Şekli" , üniversite,üniversiteler
Meslek liselerinin durumu, kurulaçak olan yeni üniversiteler ve ÖSS yerine geleçek yeni modeli. Eğitimde sondurumu Eser Karataş kaleme aldı.
Dün (3 Haziran Salı) star Gazetesi’ndeki köşemde YÖK genel kurulunun öngördüğü kontenjan artışı ve yeni kurulacak üniversiteler fikrinin çok olumlu bir fikir olduğunu, ama bu kontenjan artışı ve yeni üniversitelerin ancak üniversite modelimizde radikal bir dönüşümle anlamlı olabileceğini anlatmaya çalıştım.
Bu görüşümü desteklemek için sayısı on beş milyon dolayında olan temel eğitim ve lise öğrencisine çok nitelikli bir lise eğitiminin olanaksızlığını dile getirdim; söz konusu on beş milyon öğrenciye çağdaş standartlarda öğretim için gerekli öğretmen potansiyelimiz de yok ve kısa vadede olmayacak da. İyi bir temel eğitim ve lise için en azından bir milyon iyi maaş/ücret alan öğretmen gerekiyor ve bu kolay değil.
Anayasa Mahkemesi’nin okul kitaplarıyla ilgili verdiği son karar da devletin çağdışı ideolojik tahakkümünün bir süre daha direnebileceğini ortaya koyuyor
HHH
21. yüzyılın ekonomisi esnek, dünyaya geniş açıdan bakabilen, tabularını kırabilmiş bireyler gerektiriyor; bu bireylerin meslek edinme ve yapma meselesi de yirminci yüzyıldan çok farklı olacak. Bir iddiaya göre bu asırda bireyler yaşamlarında çok sayıda sadece iş değil meslek de değiştirecekler ve bu meslekler geniş bir vizyon ve yaratıcılık isteyecek.
Bizim liselerin ortalama mezun profili ise, aynı tornadan çıkarma mantığı kırılamadığı sürece, bu yeni çağa uygun değil ve iş üniversitelere düşüyor.
Üniversitelerin ivedilikle almaları gereken önlem dört senelik lisans programlarını kesinlikle bir meslek edinmeye yönelik yapılanmalardan uzaklaştırmak olmalı.
Üniversiteler bir meslek okulu olmaktan uzaklaştırılmalı, dört yıllık lisans programlarında okutulan derslerin en azından üçte ikisi genel eğitim türü dersler, yani geçmişi, bugünü ve geleceği anlamaya yönelik kültür ve sanat dersleri olmalı. Toplam ders/kredi sayısının üçte biri seçilen dalın mahiyetini öğrenciye genel anlamda anlatmalı ve asla bir uzmanlığa yönelmemeli.
Bu anlayışla yeniden yapılanacak üniversitelerin dört senelik lisans programları bugünkünden çok daha fazla kontenjan açabilir, böylece geniş kitleleri, mesela 17-24 yaş kuşağının yüzde elliye yakın kısmını üniversiteye alabilir, bu gençlere çağın gerektirdiği eleştirel düşünce, kültür ve biraz da ilgili dalın ana hatlarını verebilir; bu işin iyi ve etkin yapılmasının aynı zamanda önce ülke genelinde sonra da üniversite anlayışında bugüne oranla çok daha az devletçi, daha demokratik bir zihniyet gerektirdiğini yazmaya bile gerek yok.
Uzmanlık ve nitelikli meslek öğretimi ise mutlaka lisansüstü seviyesine bırakılmalı ve dört yıllık lisans öğretimi sonrası çok başarılı öğrenciler bu nitelikli meslek öğretimi ve araştırma programlarına kabul edilmeli.
İşin özeti şu: dört senelik lisans programları az meslek, çok genel eğitim ağırlıklı olmalı, bu lisans programlarına mümkün olduğu kadar fazla gencimiz girmeli ama lisansüstü programlar çok seçici, seçkinci, nitelikli olmalı ve çok daha fazla kaynak kullanmalı.
Doğrudan meslek vermeye yönelik hukuk, tıp hatta mühendislik eğitimleri dört yıllık lisans programlarının sonrasına kaydırılmalı; başarılı üniversite modelleri böyle yapıyorlar.
Liselerde doğru dürüst tarih, felsefe, matematik, yabancı dil öğrenmeyen 17 yaşında çocuklara hukuk fakülteleri birinci sınıfında anayasa hukuku okutuyoruz, 21 yaşında hukukçu yapıyoruz, bu süreçte muazzam bir devletçi şartlanmadan geçiriyoruz sonra da hukuk kararlarından şikayet ediyoruz.
Üniversite mutlaka temel yapılanmasını değiştirmek zorunda; temel sorun rektörlerin nasıl seçileceği değil, bu çağdışı yapılanma ve müfredat anlayışı.
egitimgazetesi
